Kullanıcı Adı :  
 Şifre :  
    Üye Ol >>    Giriş >>
Şifremi Unuttum
Bir ürünü/hizmeti satın alırken sizin icin öncelikli olan nedir?




 
Gönder >> | Sonuçlar >> 
İnternet Bizi Daha mı Akıllı Yapıyor?

Temel Aksoy

Facebook üyeleri arasında birinci sırada Amerikalılar geliyor.

Peki Türkiye’nin kaçıncı sırada olduğunu biliyor musunuz?

Ben Türkiye’nin Facebook’ta 4. sırada olduğunu öğrendiğimde çok şaşırmıştım. Sadece Facebook’ta değil, neredeyse bütün küresel sanal topluluklarda Türkiye en ön sıralarda yer alıyor.
Türkiye, kurulmakta olan yeni dünya düzeni içinde kendine yer edinmek için olağanüstü bir çaba gösteriyor.  İnternet sayesinde dünyayla bütünleşiyor.

Her gün kullandığımız internet, kolektif bir aklın oluşmasını sağlıyor: Mesela Google’da her birimizin bireysel tercihi, en beğenilen sitelerin yukarıdan aşağıya sıralanmasını sağlıyor.  Tek başına hiç birimizin yapamayacağı bir sıralamayı, hep birlikte yapabiliyoruz, üstelik son derece tarafsız ve yansız bir şekilde.

21. yüzyılda yaşadıklarımız, bundan öncesine hiç benzemiyor.
Hayatımızda birden bire bu kadar çok pencerenin açılması, “en tutucu” olanlarımızın, internete ayak direyenlerimizin bile hayatını kökünden değiştirdi. Örneğin dünyanın belki de en tutucu insanlarından birisi olan- paparazzileri kraliyet ailesinin fotoğraflarını çekmemeleri için tehdit eden- 84 yaşındaki Kraliçe 2. Elizabeth,  kendi isteğiyle aile fotoğraflarını Flickr’dan paylaşıyor (Flickr-BritishMonarchy ), takipçi sayısı 40 bini aşan Twitter hesabından da düzenli mesaj atıyor.(Twitter-BritishMonarchy )

İnternet sadece gençlerin değil, geniş toplum kesimlerinin vazgeçilmez iletişim aracı oldu. Bugün Facebook’ta, 40 yaşının üzerindeki kadınlar, en hızlı büyüyen grubu oluşturuyorlar.
İnternet, insanlık tarihinin gördüğü, belki de en güçlü toplumsal devrimi yarattı.
20. yüzyıl “büyük ideolojilerin” dönemiydi. İnsanlar ya bir kampa ya diğerine aitlerdi. Bugün  bu ideolojilerin hiç biri, hızla değişen dünyayı anlamlandırmaya yetmiyor. Artık başka bir dünyada yaşıyoruz.  Kimse kendisine dayatılan kalıba girmek istemiyor.

İnsanlar, dini, dili, milliyeti çok farklı olan dünyanın öbür ucundaki insanlarla, kapı komşularından daha iyi anlaşabiliyorlar. Bu insanlar, ulus devlete dayalı, içe dönük bir anlayışın dışına taşarak, “küresel bir mozaik” oluşturuyorlar. (global mosaic - Richard Webber )

Aslında hepimiz, bir anlamda bu mozaiğin bir parçası değil miyiz?
İnternet, bu mozaiğin hızla genişlemesini sağladı. Bugün 500 milyon kullanıcısıyla Facebook, Çin ve Hindistan’ın ardından, dünyanın üçüncü kalabalık ülkesi oldu.

Bugün geldiğimiz seviyeyi, elbette bilgisayar ve internet teknolojilerine borçluyuz; ama hayatımıza giren bu yeni gerçekliği sadece teknolojik bir gelişme olarak görmek, olayın tamamını anlamamıza engel olabilir.

İnternetle birlikte, sürekli paylaşan, öğrenen, eğlenen bir insanlık türü ortaya çıktı; ancak yaşadığımız bu gerçeklik aslında teknolojik olmakla birlikte, esas olarak “insanidir”.  Sanal toplulukların gücü,  bu teknolojiyi kullanan insanlardan kaynaklanıyor. Tarihte ilk kez oluşan bu “insani sermayenin” (social capital ), yaşadığımız değişimin en önemli kazanımı olduğunu düşünüyorum.

İnternetin ve sosyal paylaşım sitelerinin gücü, bu ortamı yaratan insanlardan yani bu sosyal sermayeden geliyor.

İnternet ve onun üzerinde kurulan sosyal ağlar, yeni bir ekonomi, yeni iş modelleri, farklı bir marka yönetim anlayışını da beraberinde getirdi.

1990'lı yılların ikinci yarısında en çok konuşulan konu, İnternet üzerinde iş yapan Ebay , Priceline  gibi e-ticaret firmaların parlak geleceğiydi. O zamanlarda, bu tür şirketler hakkında birçok ”efsane” yaratılmıştı; fazla bir sermaye ve yatırım gerektirmeyen bu işlerin, herkes tarafından yapılabilecek kolay işler olduğu hissi yaratılmıştı. İnternet’e “dükkân açan” milyonlarca web girişimcisinin hemen başarılı olacakları gibi bir hava vardı.

Ancak işler, hiç de öyle gelişmedi. Başarılı olan ve bu başarısını sürdüren şirket sayısı pek az oldu ve çoğunluğu, çok büyük yenilgiye uğradı. Başarısız olan bu firmalar, hayatımıza giren teknolojinin arkasındaki insanı anlayamadığı için başarısız olmuştu. Bu firmalar, tüketicinin hayatını makine başında geçireceğini zannetmişlerdi. Onlara göre herkes, her işini bilgisayarla yapacaktı. Bu şirketler, insanların birbirlerine “dokunmak” ve gerçek deneyimler yaşamak gibi vazgeçemeyecekleri ihtiyaçları olduğunu gözden kaçırmışlardı.

Oysa tüketiciler, aynı anda hem on-line hem de off-line bir dünyada yaşamayı tercih edeceklerdi. Sanaldan gerçeğe çok hızlı geçişler yapacaklardı.

Bugünün tüketicisi, satın alacağı markayla ilgili bilgi almak, kıyaslama yapmak için hem sanal kanalları hem de gerçek kanalları birlikte kullanıyor.
Bugün hemen her gelir ve eğitim seviyesindeki insanlar, bir yandan e-ticaretin gücünü keşfederken diğer yandan da geleneksel yöntemle alışveriş yapan, bunların her ikisini de bir arada kullanan yeni bir tüketici modeli oluşturuyorlar.

Bugünün tüketicileri, satın alma ve kararını vermeden önce, internette bilgi topluyor, tüm seçenekleri internet üzerinde kıyaslıyor, ürünü mağazada görüyor, dokunuyor, hissediyor ve satın almasını internette ya da mağazada yapabiliyor. (convergence )
Bu sebeple markaların, tüketicilerle buluştukları tüm noktaları, ihtiyacın ortaya çıkma anından başlayarak, çok iyi yönetmeleri gerekiyor.

Bunun için de,
• Yeni nesil teknolojilere, sadece “teknik” olarak değil yeni düşünce biçimleri ve yeni hayat tarzları olarak bakabilmeliyiz. Teknolojik alandaki değişimlerin insan hayatını sadece fiziksel değil, düşünsel, duygusal ve deneyimsel olarak nasıl etkilediğini anlamaya çalışmalıyız.
• Tüketicilerin geleneksellikle-çağdaşlığı aynı potada erittiğini, dolayısıyla tüketim davranışının iç içe geçen, çoklu kanallarla oluştuğunu unutmamalıyız. Marka ve pazarlama stratejilerimize daha “bütüncül” bakabilmeliyiz.
• Sosyal ağların arkasındaki insan faktörünün (sosyal sermaye) , teknolojik altyapıdan daha da önemli olduğunu her gün yeniden hatırlamalıyız.

İnternet sayesinde her türlü bilgiye, inanılmaz bir süratle erişebiliyoruz. Tarihte hiç olmadığı kadar şeffaf bir çağda yaşıyoruz.

Ağ ekonomisi hepimizi daha akıllı kılıyor.

Kaynak: Temel Aksoy – www.temelaksoy.com

 

Sayfayı Tavsiye Et - Gönderen Email Gidecek Email  
 
   Haberler    Haftanın Yazıları    Seçilmiş Makaleler Ağustos
Tüm Liste >>    Tüm Liste >>    Tüm Liste >>    
Bu sitenin tüm yayın hakları Gelişim Atölyesine aittir. ©